Türkiye'de çocukların gerçekten bayrama ihtiyacı var

oldurulen-cocuklar

Türkiye’de çocukların gerçekten bayrama ihtiyacı var

ANKARA (DİHA) – “Çocuklarına bayram armağan eden tek ülke” olmakla övünen Türkiye, çocuklarını en çok tutuklayan, cinsel istismara maruz bırakan, toplumsal olaylarda katleden ülkelerin başında geliyor. Bir yanda dünya çocukları her dilde 23 Nisan’a davet edilirken, diğer yanda milyonlarca çocuk anadillerinde eğitim ve öğretimden mahrum bırakılıyor. Resmi verilere göre, bir milyona yakın çocuk da ağır koşullarda çalıştırılarak sömürülüyor. Çocuk tutsaklığının yaygın olduğu Türkiye’de, Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi üyesi Av. Sabit Aktaş, yaşanan pratiği “testiyi kırmadan çocuğu döven Nasreddin Hoca” fıkrasına benzetirken, Türkiye’deki bu tablo, çocukların gerçekten bu ülkede bayrama ihtiyacı olduğu yorumlarını da beraberinde getiriyor. 

Türkiye, “Çocuklarına bayram armağan eden tek ülke” olmakla övünürken, çocuk haklarının ihlali konusunda da dünya sıralamasında ilk sıralarda kötü bir şöhrete sahip. “Dünya çocuklarının” davet edildiği ve “her dilde şarkıların” seslendirileceği Türkiye’de, aynı zamanda milyonlarca çocuk, doğuştan gelen en temel hakları olan anadil eğitiminden mahrum olarak yaşıyor. Türkiye, başta Kürt çocukları olmak üzere diğer etnik gruplara ait çocukların anadillerini öğrenmelerini engellemek için BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni ilgili 17, 29, ve 30 maddelerine çekince koydu ve halen bu çekinceleri savunuyor.

1 milyon çocuk sömürülüyor
Çocuk hakları ihlallerine dair istatistikler de durumun vahametini ortaya koymaya yetiyor. Kimi istatistiklere göre, Türkiye’de bir milyonu aşkın çocuk kötü koşullarda “ucuz iş gücü” olarak çalıştırılıyor. 
Dünya ülkelerinde 168 milyon olan çocuk işçi sayısı, Türkiye’de İSİG verilerine göre, 2014 itibarı ile 893 bin. Ayrıca çocuk işçiler, çalıştıkları ağır iş koşulları nedeniyle hayatını kaybediyor. 2014 yılının ilk 9 ayında 42 çocuk işçi yaşamını yitirdi. TÜK’in 2006 verilerine göre, Türkiye’de 6-17 yaş grubunda bulunan 16 milyon 264 bin çocuktan yüzde 5,9’u (958 bin kişi) çalıştırılıyor. Bu oran Nisan 2013 itibariyle de yüzde 5,9 olarak açıklandı. Çocuk işçiler, yüzde 41 ile en fazla tarım sektöründe çalıştırılırken, yüzde 28 ile sanayi, yüzde 22 ile de hizmet sektöründe çalıştırılıyor. 

Ayrıca kimi verilere göre Türkiye’de 13 bin civarında çocuk, yetiştirme yurtlarında kalıyor. İHD verilerine göre, çatışmalı 27 yılda Türkiye’de 585 çocuk, kolluk kuvvetlerinin müdahalesi sonucu katledildi. Yakın dönemde katledilen çocuklar içerisinde, Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Enes Ata, Berkin Elvan gibi sembol isimler hatırlanan çocuklardan sadece bir kaçı. 
Ayrıca toplumsal olaylarda polis şiddetine maruz kalan kesimlerin başında eylemlere katılan çocuklar gelirken, çocuklar gözaltında da şiddet ve istismara maruz kalıyor. 

Yılda 10 bin çocuk parmaklıklar arkasına alınıyor

Çocukların en fazla mağdur edildiği alanların başında da yargı geliyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, Türkiye cezaevlerinde yaşları 12 ile 18 yaşarası değişen yaklaşık 2 bin 331 çocuk tutuklu ve hükümlü bulunuyor. 
23 Nisan Çocuk Bayramını ve çocukların yaşadığı tabloyu değerlendiren Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi üyesi Av. Sabit Aktaş, Türkiye cezaevlerindeki çocuk sayısının her dönem yaklaşık bin 900 ve 2 bin 200 arasında değiştiğini belirtti. Aktaş, yıl içerisinde cezaevlerine girip çıkanların sayısının 10 bin civarında olduğunu söyledi. 

‘Devlet yasal olarak yapılan düzenlemeleri hayata geçirmiyor’

Aktaş, Türkiye’deki en temel sorunlardan birinin çocuk haklarına yönelik politika eksikliği olduğunu belirterek, “Çocuk hakları alanında yapılan düzenlemelerin alt yapısının hazırlanmadığını görüyoruz. Çocuk ceza yargılamasının temel düzenlemesi olan Çocuk Koruma Kanunu, 2005 yılında yasalaşmasına rağmen, halen bu yasa gereği kurulması gereken mahkemeler bile tüm ülkede kurulmuş değildir. Bazı illerde kurulan mahkemelerinde yasanın ruhuna uygun olduğunu ifade edebilmenin olanağı bulunmamaktadır” dedi. Aktaş, aynı şekilde istismar mağduru çocukların ifadelerinin alınmasını düzenleyen CMK ilgili madde gereği hazırlanması gereken sesli ve görüntülü ifade alma odasının, 2005 yılından beri sadece 25 civarında ilde kurulduğunu söyledi. 
Verdiği örnekler ile yapılan yasal düzenlemelerin sadece şekli olarak yapıldığını göstermek için yeterli olduğunu ifade eden Aktaş, devletin yasal olarak yapılan düzenlemeleri hayata geçirmek gibi bir amacının olmadığını gösterdiğini aktardı.

‘Türkiye’de çocukların güvenliği sağlanmıyor’

Çocuk Adalet Sistemi’nde (ÇAS) çok ciddi sorunlar olduğunu da ifade eden Aktaş, “Adalet Bakanlığı verilerini çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Veriler incelendiğinde 12-18 yaş arası 2 bin 165, 18-21 yaş arası 8 bin 17 kişinin ortalama olarak tutuklu ve hükümlü olduğunu görüyoruz. Ülkede mevcut yargılama süreci değerlendirildiğinde bu dosyalarda cezaevinde olan kişilerin çocukluk döneminde kanunla ihtilaf halinde olduğunu görmüş oluruz” dedi. Aktaş, ceza yargılamasında tutukluluğun çok istisnai olarak kullanılması gerekirken, Türkiye’nin ceza yargılamamalarında neredeyse temel bir tedbir olarak kullanıldığını vurguladı. Yine ceza yargılamasında çocuklara özgü güvenlik tedbiri almak yerine, çocukları sadece tutuklamak ile yetinildiğini de ekledi.

‘Devlet Nasreddin Hoca’dan bir adım öteye gidememiş’

Devletin ve yargı sisteminin alternatif tedbirler uygulamak yönünde bir politikasının olmaması çocuk tutukluğunun artmasında ciddi bir etken olduğunu söyleyen Aktaş, “Tutuklama istisnai bir tedbir olarak kullanmak gerekirken bir cezalandırma aracı olarak kullanılmaktadır. Kısaca ifade etmek gerekirse bizdeki yargıçlar testiyi kırmadan çocuğu döven Nasreddin Hoca gibidir. Yasama, yürütme ve yargı kurumları ile devlet, Nasreddin Hoca’dan bir adım öteye gidememiştir” açıklamasında bulundu. 
Aktaş, çocukların özgürlüğünden mahrum bırakılmasını düzenleyen uluslararası düzenlemeler gereği çocuklara özgü bir sistemin olmasını talep ederken, çocukların tutulduğu “Tutukevlerinde” görevli olan kişilerin çocuklarla iletişim ve çocuk gelişimi hakkında hiçbir alt yapısının olmadığını bir kez daha hatırlattı. 

‘Her günü çocuk bayramı ilan etsek de…’

Bu doğrultuda da Türkiye’yi gerek ulusal, gerekse de uluslararası yasalarının çocuklara tanıdığı hakların kullanılamadığı bir ülke olarak değerlendiren Aktaş, 23 Nisan Çocuk Bayramı’na yönelik son olarak şunları söyledi: 
“Her günü çocuk bayramı ilan etsek de çocuklar açısında değişen bir şey olamayacaktır. Asıl olan çocukların herhangi bir ayrımcılığa uğramadan biyolojik, kültürel olarak gelişimlerini sağlayacak bir ortamın sağlanması gerekmektedir. Anadilde eğitimden mahrum bırakılan çocukların eğitim yaşantılarında daha başarısız olduğu bilimsel olarak kabul edilmektedir. Ülkenin yöneticileri çocukları birey olarak kabul edip Çocuk Hakları’nı hayata geçirmek için gerçek bir politika oluşturduğu anda sorunlar kendiliğinden çözümlenmeye başlayacaktır. İşte o zaman gerçek bir bayram kutlanır.”

http://www.diclehaber.com/tr/news/content/view/453764?page=2&from=2975960978

barisicinaktivite@gmail.com

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *