Barış İçin Aktivite
Take a fresh look at your lifestyle.

Trabzon’un kaybedilmesi

Pontos, MÖ. 11. Yüzyılda Milet’ten Sinop kıyılarına gelip siteler, şehirler kuran Helenlerin Karadeniz’e verdikleri isimdi.

198

Pontos, MÖ. 11. Yüzyılda Milet’ten Sinop kıyılarına gelip siteler, şehirler kuran Helenlerin Karadeniz’e verdikleri isimdi. MÖ. 281 yılında kurulan Pontos Krallığı 343 yıl bu güzel sahilleri ve sarp dağları olan coğrafyada hüküm sürmüş ve Roma İmparatorluğu’na kök söktürmüştü.Yapılan savaşlarda yenilgilerden sonra yeniden toplanan Pontos Orduları her seferinde Roma’nın karşısına dikilmişti.

MS. 62 yılında Pontos Krallığı’nın son savaşı kaybetmesinin ardından Pontos toprakları Roma İmparatorluğu tarafından ilhak edilmişti. Roma bugünü bayram ilan etmiş ve aylarca kutlamalar yapılmıştı. 1400 yıl boyunca da bir daha hiç bir krallık Roma’ya kaşı çıkacak cesareti gösterememişti.

1461 yılında ise Osmanlı İmparatorluğu tarafından işgal edilmesiyle Pontos toprakları bu kez Osmanlı’nın hakimiyetine geçmişti.
Roma döneminde Hristiyanlığa zorlanan, her türlü baskı altında ezilen Pontoslu Rumlar/Helenler, Osmanlı işgali sonrasında da bu kez Müslümanlığa zorlanmış ve Roma’nın o günkü modern versiyonu Osmanlı tarafından dili, inancı, kültürü yok edilmeye çalışılmıştı.
20. yüzyıla gelindiğinde bu coğrafyada Hristiyan ve Müslüman inancından Rumlar/Helenler dillerini, geleneklerini hala yaşıyor olmalarının yanı sıra Pontos’un şehir ve kasabaları Avrupa şehirlerini aratmayacak denli modern özelliklere sahipti.

Dünyanın nerdeyse bütün dillerinin konuşulduğu limanları vardı Pontos’un. Trabzon ve Samsun limanları yüz yıllarca ticaret gemilerinin uğrak yeri idi ve dünyanın her yerinden tüccarlar bu şehirde konaklarlardı.
Dünyanın orta yeri idi Pontos; Asya’dan, Avrupa’ya, Afrika’ya, Ortadoğu’ya; kuzeyden güneye, doğudan batıya ulaşabilmek için kullanılan çok önemli bir geçiş noktası ve ticaret merkezi idi.

Bütün yağmalara, işgallere rağmen şarapları, yemişleri, doğası ve insanı ile herkesi büyüleyen bu kayıp ülkenin şehirleri 19. yüzyılda aydınlanmanın merkezi haline dönüşüyordu.

Trabzonlu Besarion’un tüm Avrupa’yı orta çağ karanlığından çıkaran Rönesans’ın yeniden biçimlendirme rolü bu kez Pontos’u aydınlatıyordu. Pontos’un şehirli, kasabalı, köylü kadın ve erkekleri yazdıkları şiirlerle, şarkılarla, oynadıkları sokak tiyatrolarıyla, taş ve seramik ustaları ürettikleri eserlerle dünyanın geçmişi ile o günü arasında yeniden bağ kuruyor, aydınlanmanın öncülüğünü yapıyorlardı.

Genç kadınlar Karadeniz kentlerinde okuma imkanına sahipti.  Trebizond (Trabzon) Kız Okulu 1846 yılında faaliyete başlar ve daha sonra 1873 yılında Argyroupolis (Gümüşhane) Kız Okulu kurulmuştu.
Sonra kız çocukları için diğer şehirlerde de okullar açılmıştı. Sinop, Amasya, Ordu, Safranbolu, Giresun gibi birçok Karadeniz kentinde genç kadınlar erkekler gibi ücretsiz okuma hakkına sahipti.
Ve bu genç kadınların sayıları artarak ilerliyordu. 1870 yılında 250 öğrenci Trabzon’da öğrenim görürken, 1880 yılında sayıları 738’dir. Gümüşhane’de 1874’de 28 olan öğrenci sayısı, 1906’da 100’e ulaşmıştı. Aynı yıl Trabzon’da kurulan Kadın Dayanışma Derneği kadın hakları konusunda mücadele yürüten ilk örgütlenme özelliği taşıyordu.
Genç kadınlar bu okullarda sadece dikiş nakış gibi cinsiyetlerine yönelik dersler değil, Ekonomi, Matematik, Fizik, Tarih, Coğrafya, Fransızca gibi konularda da eğitim görüyordu.
Gece gündüz sokaklarından müzik sesleri gelen Pontos’un şehirleri kütüphaneleriyle, kitap kulüpleriyle, okullarıyla ışıl ışıl parlıyordu.
Hastaneleri Avrupa’nın modern hastaneleri ile aynı ayarda idi.

Sadece kemençe değil, piyano, keman çalıyordu genç kadın ve erkekler artık.

Fransızca, İtalyanca, Helence, Rusça, İngilizce ve Türkçe gazeteler satılıyordu limanlarında Pontos’un.

Öyle ki ticaret erbabı Cenevizliler, denizcilik terimlerine Pontosla ilgili yeni bir terim katacaktı.

‘Yolunu Şaşırma’ manasında kullanılan bu İtalyanca terim, yüzyıllar boyunca dünyanın neresinde olursa olsun gemicilerin dilinden düşmeyecekti: PERDERE LA TREBİSONDA / Trabzon’u kaybetme.

1918 yılını takip eden günlerde Birinci dünya savaşı tüm dünyada sonlanmış olsa da Osmanlı’dan geriye kalan topraklarda bu savaş bitecek gibi görünmüyordu. Almanlar silahlarını bırakıp çoktan teslim olmuştu ama savaşta Almanlarla aynı cephede savaşıp mağlup olmuş Osmanlı askerleri, üç bin yıldır burayı kendilerine yurt edinmiş Rumların/Helenlerin peşindeydi hala Pontos’ta.
1923 yılının sonuna gelindiğinde kaybettik Trabzon’u yani yolumuzu şaşırdık o gemici terimindeki anlamıyla.

Yüz yıldır kara bulutlar altında Pontos, yeni bir aydınlanmayı bekliyor.

Kaynak : MavriThalassa