Barış İçin Aktivite
Take a fresh look at your lifestyle.

Meral Geylani ‘Halkı Askerlikten Soğutmak’ iddiası ile hakim karşısına çıktı!

55

23 Aralik 2016 tarihinde sosyal medyadan yaptığı savaş karşıtı paylaşımlardan dolayı hakkında ‘Halkı askerlikten soğutmak’ iddiası ile açılan davada savunma yapan Geylani “tüm dünyayı askerlikten soğutmayı dilerdim” dedi.

Vicdani Retci ve barış aktivisti Meral Geylani’nin 23 Aralik 2016 tarihinde sosyal medyadan yaptığı savaş karşıtı paylaşımlardan dolayı hakkında ‘Halkı askerlikten soğutmak’ iddiası için açılan mahkemesi vardı.

Sosyal medya hesabından, bugün görülecek mahkemesinin duyurusunu yapan Meral GEYLANI gündem de olan bedelli askerliği dile getirerek soruyor: ‘Vicdani Retçi ve savaş karşıtı olarak yaptığım ve iddianamede olan paylaşımlardan sadece biri. Tüm Dünyayı askerlikten soğutmayı dilerdim, ve savaşlar olmazdı. Paralı askerliğin olduğu süreçte halka Vicdani Ret için çağrı yapmak neden suç?? ‘

Vicdani Retçi ve barış aktivisti Meral Geylani’nin 23 Aralik 2016 tarihinde sosyal medyadan yaptığı savaş karşıtı paylaşımlardan dolayı hakkında ‘Halkı askerlikten soğutmak’ iddiası için açılan mahkemesi vardı.

Uludere Asliye Ceza Mahkemesinin talimatı ile Meral Geylani savunmasını yaşamını devam ettirdiği Antalya’da 23. Asliye mahkemesine verdi. Geylani’nin Uludere Asliye Ceza Mahkemesinin talimatlı çağrısı üzerine bugün Antalya 23.Asliye Ceza Mahkemesine verdiği savunması aşağıdadır.

Yannis V. YAYLALI

**

23. ASLIYE CEZA MAHKEMESINE

ANTALYA
Dosya No :

23 Aralık 2016 tarihinde Facebook’ta yapmış olduğum beş paylaşım “Halkı askerlikten soğutma” iddiası ile bana geri döndü. Öncelikle üzerime âtıl “Halkı askerlikten Soğutma” yı suç olarak görmediğimi belirtmek isterim.

Paylaşımlarımda yaşamı savunuyorum ölümü ve öldürmeyi değil. Özellikle biz kadınlar yaşamı ve yaşatmayı savunma konusunda öncülük etmeliyiz.

Yaptığım birinci paylaşım “yandaş medyada militarizmi, şehitliği ne kadar çok övüyorlar, ölümü kutsuyorlar ve çekici hale getirmeye çalışıyorlar, kimler için? Halkın çocukları için. Askere gitme, Vicdani Ret ver. Hiçbir şey çocuklarımızdan önemli değil, çocuklarınızı askere göndermeyin”.

Bu paylaşımımda Medyanın militarizmi sadece belli kesim için çekici hale getirmeye çalıştığını anlatmak istedim. Medya savaşı propaganda aracı olarak kullanılıyor ve her eve giriyor. Medya savaş değil yaşam çağrısı yapmalı.

İkinci paylaşım: “CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ait bir resim ve “Neden sizlerin çocukları gitmez Askere? – acılara katlanmak gerekmiş – Bir parmağının ucunu bırakabilirmisin? Emine Erdoğan Roboski’de çocuğunun bir parmağını bile vermeyeceğini söylemişti. Fakat başkalarının çocuklarını ne kadar kolay feda ediyorsunuz. Şehadet şerbeti içiriyorsunuz. Askere Gitme”

2016 sürecinde Kılıçdaroğlu sınır ötesi savaşlarda yaşamını yitiren askerler için “bu acıları çekmeliyiz” demişti. Ben başkalarının adına rahatça karar verilmesini etik bulmuyorum. “bu acıları çekmeliyiz” sözü gencecik canların, çocukların savaşlarda yaşamlarını yitirmesini normalleştirmektir ve kadere bağlamaktır. Savaşlarda gençlerin yaşamlarını yitirmesi bir kader değildir, makam koltuklarında oturanların verdiği kararların sonucudur.

Üçüncü paylaşım: Vicdani Retçilerin taşıdığı “Kaçak değil, Vicdani Retçiyiz- Askere gitme” yazılı pankart fotoğrafı.

Fotoğraf ifade özgürlüğü çerçevesinde söylediklerimi desteklemek için kullandığım bir fotoğraftır. Ancak iddia makamı Pankarttaki “Militarizm öldürür” sözcüğünü görmezden gelmiş. Onu eklemek isterim.

Dördüncü paylaşım: “o görüntüleri kimimiz TV de yemek sırasında telefonunuzdan ve bir elektronik araç aracılığı ile seyrettiniz. İstekleri korku salmak ve bizleri bu görüntülere alıştırmak, duyarsızlaştırmak. Bu konuda birçok araştırma yapılmış, bizler tv de bir katliamı izlerken, yemek yiyor olabiliyoruz sanki bir eğlence programı izler gibi, bizler sadece izliyoruz ve hiçbir başka şey yapmıyoruz, her geçen gün daha da duyarsızlaşıyoruz ve çocuklarımızı askere göndermeyelim”

Bu satırları görev yaptığı Kilis Sınır Karakolu’ndan 1 Eylül 2015 tarihinde, IŞİD tarafından kaçırılan ve 22 Aralık 2016 yılında yakılarak infaz edildiğine dair görüntüleri yayımlanan Sefter Taş için 23 Aralık 2016‘da yaptım. O süreçte paylaşılan videoların gerçek olmadığı belirtilmişti. Ancak daha sonra TSK videoların gerçek olduğunu, bedeni hala bulunamayan Sefter Taş’a şehitlik mertebesi verileceğini ve heykelinin dikileceğini ailesine bildirdi. Ben o süreçte neden zorunlu askerler sınır ötesi savaşa gönderiliyor diye de sormuştum. Paralı askerler gitmek istiyorsa katılsınlar ama zorunlu askerler sınır ötesi savaşa gönderilmesinler diye paylaşım yapıp duygularımı paylaşmıştım. Araştırmalara göre sadece bu tür paylaşımları izlemenin bizleri ne kadar duyarsızlaştırdığını ve sanal alemde her an karşımıza çıkan videoyu izlememeleri için arkadaşlarımı uyarmıştım.

Son paylaşımım da “Anneler, babalar, teyzeler, halalar, dayılar, nineler, gençler eğer kimse askere gitmezse silah satamazlar. Zorunlu askerliğe son”

Bu sözcüklerde yine Militarizmin ve Militarizme harcanan paraların yaşam değil ölüm getirdiğini anlatmak için bir çağrı idi. Bizler askere gitmezsek silah satılmaz demek nasıl askerlikten soğutur ki. Sözlerim ölümden soğutmak ve militarizmin yıkıcılığına dikkat çekmek içindir. Merak ediyorum 23 Aralık 2016 da yaptığım paylaşımlardan kaç kişi askerlikten soğudu. Dilerim soğuyan olmuştur. Ancak savaşı destekleyenler savaşı ve ölmeyi o kadar çekici hale getiriyorlar ki benim ve benim gibi savaş karşıtlarının anti militarist söylemleri suç olarak görülüyor.

23 Aralık 2016 da yaptığım tüm paylaşımlar IŞİD tarafından yakılarak katledilen asker Sefter Taş’ın katledilmesinden duyduğum üzüntünün sadece bir damlasıdır. Paylaştıklarım duygularımı yeterince ifade edemiyor ve tutanak yazılması sırasında olan imla hataları da aynı şekilde paylaşımlarımı yanlış aktarıyor.

Ben ve avukatım daha detaylı bir şekilde savunmayı 28 Şubat 2019 de yapılacak olan duruşmada sunacağız.

İlk başta da belirttiğim gibi “Halkı askerlikten soğutma” yı suç olarak görmüyorum ve dilerim tüm dünyayı Askerlikten soğutabiliriz. Bir vicdani retci ve barış aktivisti olarak söyleyeceklerim savaş karşıtı olmalıdır. Sözcüklerimin Anayasa’da da olan ifade özgürlüğü çerçevesinde alınmasını ve beraatımı talep ediyorum.

Çocukların savaşsız bir dünyada yaşaması ve Militarizme harcanan paraların çocukların çocukluklarını yaşayabilmesi için harcanması dileği ile sözlerimi bitiriyorum.

Meral Geylani
19/09/2018