Bu ilk değil biz bu acıyı tanıyoruz

MALATYA – Duvarlarında şiirler, kitaplar, henüz bitirilmemiş bir kitaplık, Newroz’da polis kurşunu ile katledilen Kemal Kurkut’tan ailesine kalan. Anne Sîcan Kurkut kucağında fotoğrafla cümleleri boğazında düğümleniyor, teyzesi Yeter Zenginsu anlatıyor onun yerine: “Abim 1990’larda faili meçhulle katledildi. Bu ilk değil biz bu acıyı tanıyoruz…”

Diyarbakır Newrozu’na gitmek isterken, Evrim Alataş Caddesi üzerinde üzeri yarı çıplak olmasına rağmen “canlı bomba şüphesi” iddiasıyla polis tarafından vurularak öldürülen İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi Kemal Kurkut’un Malatya’daki ailesine konuk olduk. 8 kare fotoğrafla son anlarına milyonların tanıklık ettiği Kemal’in hikayesini birinci ağızdan anlatmaktı derdimiz.

Elinde Kemal’in fotoğrafı

Vardığımızda kapıda iki teyzesi karşılıyor, içeriye geçtiğimizde ise yas yerinde tüm kadınların toplanmış ve Kemal’in annesi Sîcan Kurkut’u acılarını paylaşmaya çalışıyor. Sîcan’ın elinde Kemal’in fotoğrafları birkaç kelime etmek için ağzını açmaya çalışıyor ve ağıtlarla boğazı düğümleniyor.

Kitaplık henüz bitmemiş

Teyzesi Yeter Zenginsu Kemal’in odasına götürüyor. Çok kitap okuyormuş Kemal, hatta odasındaki kitaplığın yanında abisi ile yeni bir kitaplık yapmak için başlamış o da yarım kalmış. Ahmet Kaya posteri, şiirler, enstrümanlar, masanın üzerinde ise son okuduğu kitap var: “Uçurtma Avcısı” Masasında bir şişe su var, tıpkı Newroz’a girmek isterken vurulduğu günkü gibi. Duvarlarda fotoğraf albümü.

Duvarlarda şiirler ‘Azda çok, çokta azdık’

Sarı-kırmızı- yeşil kağıtlara yazılmış Nazım Hikmet ve Sezai Sarıoğlu’nun şiirleri, Ahmet Kaya’nın ‘Başkaldırıyorum’ şarkısının sözleri duvarda hala duruyor.

Kemal’in odasının duvarında Sezai Sarıoğlu’nun şu şiiri göze çarpıyor:

hangi zamanlar derseniz işte o zamanlar
kitap ve kalp çalmak serbestti
içimizden bir şey tut dendiğinde en çok aşk
dışımızdan bir şey tut dendiğinde en çok devrim tutardık
hangi zamanlar derseniz işte o zamanlar
okur yazar değil okur yaşardık
cimri değildik hayallerimizde
işaret ve itiraz parmağını yitirmeyen çocuklardık
hangi zamanlar derseniz işte o zamanlar
çokta az, azda çoktuk…


‘Bu ilk değil biz bu acıyı tanıyoruz…’

Kemal’in annesi kucağında fotoğraf konuşamıyor, teyzesi Yeter Zenginsu ile konuşuyoruz. “Biz bu acıyı tanıyoruz, ilk değil” diyerek söze kardeşi İsmail Zenginsu’nun 1990’larda, faili meçhulle katledildiğini anlatarak başlıyor. “Abim faili meçhulle katledildi, mezarı nerede bilmiyoruz ama ailede her çocuk onu tanıyarak büyüdü” diyen Yeter, cümlelerine şöyle devam ediyor: “Annemi ve babamı kaybettiğimizde ağlamamıştık ama abim için çok üzüldük, çok ağladık. Aradan yıllar geçti ama hala nerede olduğunu bilmiyoruz. Ailede ister istemez duygusal bir bağlılık var ve abim hepimizi etkiliyor. Çocuklarımız bu zulmü, acıyı, baskıyı bire bir yaşıyor ve farkındalar her şeyin. Kemal de abim gibi şehit oldu.”

‘Ankara Katliamı’ndan sonra daha az güler oldu’

“Doğduğunda yanındaydım, çocukluğundan bu yana yüzünden gülüşünü hiç eksik etmezdi ama Ankara Katliamı’na tanık olduktan sonra çok az güler oldu. Onu tedavi eden şey müzikti, çok severdi, canı sıkkın olsun, sinirlensin eline bağlama yada gitar alır ve çalmaya başlardı” diyerek Kemal’i anlatıyor Yeter.

‘Annesi tek başına büyüttü ona çok bağlıydı’

Kemal’in annesine bağlılığından bahseden Yeter, şunları dile getiriyor: “5 yaşındayken babasını kaybetti ve ablam Sîcan ne ona ne de abilerine babalarının eksikliğini hissettirmemek için elinden geleni yaptı. 4 kardeşi de ablam tek başına büyüttü. Bu yüzden Kemal annesine çok düşkündü. Annesini hiç üzmezdi, onu kırmazdı. Tarlada bağda bahçede çalışır okul dışında harçlığını çıkarırdı.”

‘Kurban kesilmesine tepki göstermişti’

Yeter evin bahçesinde bir yer göstererek Kurban Bayramı’ndaki anılarını anlatıyor: “Kemal hayvanları çok severdi, kurban kesmek için bahçeye getirildiğinde ‘onun da canı var, niye kurban kesiliyor, neden kıyıyorsunuz’ deyip tepki gösterirdi. Yine Newroz’a gitmeden bir gün önce komşunun köpeğini bağlamışlardı, hayvanı çözdü ve ‘özgür bırakın şu hayvanları’ diyerek tepki gösterdi. O köpekle uzun süre oynadı.”

‘Son gece günlüğüne bir şeyler yazdı’

“Son zamanlarda yazmaya da merak salmıştı. Bir günlüğü vardı, son gece saat 02.00’ye kadar bir şeyler yazdı. Çantasındaydı, ne yaptılar bilmiyorum” diyen Yeter, ailesinden habersiz Newroz’a gittiğini sabah öğrendiklerini anlatıyor.

‘Bunun hesabını verecekler’

Yeter, “O fotoğrafları çeken gazeteciye teşekkür ediyorum. Olmasaydı Kemal’in zalimce katledilmesinin üzeri örtülecekti. Şimdi her yerden insanlar arayıp acımızı paylaşıyor bu bize biraz güç veriyor” diyor.

Yeter son şunları dile getiriyor: “Oraya bomba patlatmaya değil, halay çekmeye gitti ama bir halayı bile çok gördüler yeğenime. O bıçağı eline alması için Kemal’i zorladılar. Bunu yapanlardan hukuken hesap soracağız. Kemal kendine kütüphane ve fotoğraf köşesi yapıyordu. Evin her odasında bir eşyası var, bir emeği var. Kütüphanesine ve yaptığı fotoğraf köşesinin tadını çıkaramadan aldılar onu bizden…”

ilk değil biz bu acıyı tanıyoruz…

MALATYA – Duvarlarında şiirler, kitaplar, henüz bitirilmemiş bir kitaplık, Newroz’da polis kurşunu ile katledilen Kemal Kurkut’tan ailesine kalan. Anne Sîcan Kurkut kucağında fotoğrafla cümleleri boğazında düğümleniyor, teyzesi Yeter Zenginsu anlatıyor onun yerine: “Abim 1990’larda faili meçhulle katledildi. Bu ilk değil biz bu acıyı tanıyoruz…”

Diyarbakır Newrozu’na gitmek isterken, Evrim Alataş Caddesi üzerinde üzeri yarı çıplak olmasına rağmen “canlı bomba şüphesi” iddiasıyla polis tarafından vurularak öldürülen İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi Kemal Kurkut’un Malatya’daki ailesine konuk olduk. 8 kare fotoğrafla son anlarına milyonların tanıklık ettiği Kemal’in hikayesini birinci ağızdan anlatmaktı derdimiz.

Elinde Kemal’in fotoğrafı

Vardığımızda kapıda iki teyzesi karşılıyor, içeriye geçtiğimizde ise yas yerinde tüm kadınların toplanmış ve Kemal’in annesi Sîcan Kurkut’u acılarını paylaşmaya çalışıyor. Sîcan’ın elinde Kemal’in fotoğrafları birkaç kelime etmek için ağzını açmaya çalışıyor ve ağıtlarla boğazı düğümleniyor.

Kitaplık henüz bitmemiş

Teyzesi Yeter Zenginsu Kemal’in odasına götürüyor. Çok kitap okuyormuş Kemal, hatta odasındaki kitaplığın yanında abisi ile yeni bir kitaplık yapmak için başlamış o da yarım kalmış. Ahmet Kaya posteri, şiirler, enstrümanlar, masanın üzerinde ise son okuduğu kitap var: “Uçurtma Avcısı” Masasında bir şişe su var, tıpkı Newroz’a girmek isterken vurulduğu günkü gibi. Duvarlarda fotoğraf albümü.

Duvarlarda şiirler ‘Azda çok, çokta azdık’

Sarı-kırmızı- yeşil kağıtlara yazılmış Nazım Hikmet ve Sezai Sarıoğlu’nun şiirleri, Ahmet Kaya’nın ‘Başkaldırıyorum’ şarkısının sözleri duvarda hala duruyor.

Kemal’in odasının duvarında Sezai Sarıoğlu’nun şu şiiri göze çarpıyor:

hangi zamanlar derseniz işte o zamanlar
kitap ve kalp çalmak serbestti
içimizden bir şey tut dendiğinde en çok aşk
dışımızdan bir şey tut dendiğinde en çok devrim tutardık
hangi zamanlar derseniz işte o zamanlar
okur yazar değil okur yaşardık
cimri değildik hayallerimizde
işaret ve itiraz parmağını yitirmeyen çocuklardık
hangi zamanlar derseniz işte o zamanlar
çokta az, azda çoktuk…


‘Bu ilk değil biz bu acıyı tanıyoruz…’

Kemal’in annesi kucağında fotoğraf konuşamıyor, teyzesi Yeter Zenginsu ile konuşuyoruz. “Biz bu acıyı tanıyoruz, ilk değil” diyerek söze kardeşi İsmail Zenginsu’nun 1990’larda, faili meçhulle katledildiğini anlatarak başlıyor. “Abim faili meçhulle katledildi, mezarı nerede bilmiyoruz ama ailede her çocuk onu tanıyarak büyüdü” diyen Yeter, cümlelerine şöyle devam ediyor: “Annemi ve babamı kaybettiğimizde ağlamamıştık ama abim için çok üzüldük, çok ağladık. Aradan yıllar geçti ama hala nerede olduğunu bilmiyoruz. Ailede ister istemez duygusal bir bağlılık var ve abim hepimizi etkiliyor. Çocuklarımız bu zulmü, acıyı, baskıyı bire bir yaşıyor ve farkındalar her şeyin. Kemal de abim gibi şehit oldu.”

‘Ankara Katliamı’ndan sonra daha az güler oldu’

“Doğduğunda yanındaydım, çocukluğundan bu yana yüzünden gülüşünü hiç eksik etmezdi ama Ankara Katliamı’na tanık olduktan sonra çok az güler oldu. Onu tedavi eden şey müzikti, çok severdi, canı sıkkın olsun, sinirlensin eline bağlama yada gitar alır ve çalmaya başlardı” diyerek Kemal’i anlatıyor Yeter.

‘Annesi tek başına büyüttü ona çok bağlıydı’

Kemal’in annesine bağlılığından bahseden Yeter, şunları dile getiriyor: “5 yaşındayken babasını kaybetti ve ablam Sîcan ne ona ne de abilerine babalarının eksikliğini hissettirmemek için elinden geleni yaptı. 4 kardeşi de ablam tek başına büyüttü. Bu yüzden Kemal annesine çok düşkündü. Annesini hiç üzmezdi, onu kırmazdı. Tarlada bağda bahçede çalışır okul dışında harçlığını çıkarırdı.”

‘Kurban kesilmesine tepki göstermişti’

Yeter evin bahçesinde bir yer göstererek Kurban Bayramı’ndaki anılarını anlatıyor: “Kemal hayvanları çok severdi, kurban kesmek için bahçeye getirildiğinde ‘onun da canı var, niye kurban kesiliyor, neden kıyıyorsunuz’ deyip tepki gösterirdi. Yine Newroz’a gitmeden bir gün önce komşunun köpeğini bağlamışlardı, hayvanı çözdü ve ‘özgür bırakın şu hayvanları’ diyerek tepki gösterdi. O köpekle uzun süre oynadı.”

‘Son gece günlüğüne bir şeyler yazdı’

“Son zamanlarda yazmaya da merak salmıştı. Bir günlüğü vardı, son gece saat 02.00’ye kadar bir şeyler yazdı. Çantasındaydı, ne yaptılar bilmiyorum” diyen Yeter, ailesinden habersiz Newroz’a gittiğini sabah öğrendiklerini anlatıyor.

‘Bunun hesabını verecekler’

Yeter, “O fotoğrafları çeken gazeteciye teşekkür ediyorum. Olmasaydı Kemal’in zalimce katledilmesinin üzeri örtülecekti. Şimdi her yerden insanlar arayıp acımızı paylaşıyor bu bize biraz güç veriyor” diyor.

Yeter son şunları dile getiriyor: “Oraya bomba patlatmaya değil, halay çekmeye gitti ama bir halayı bile çok gördüler yeğenime. O bıçağı eline alması için Kemal’i zorladılar. Bunu yapanlardan hukuken hesap soracağız. Kemal kendine kütüphane ve fotoğraf köşesi yapıyordu. Evin her odasında bir eşyası var, bir emeği var. Kütüphanesine ve yaptığı fotoğraf köşesinin tadını çıkaramadan aldılar onu bizden…”

Kaynak : GazeteŞujin