‘Halklar hapishanesini yıkacağız’

PicsArt_04-10-12.23.48

AKA-DER Kızılay Halklar Faaliyeti ‘’Anadolu Halklar Beşiği’’ başlıklı 7. Dersliği gerçekleştirdi.

 

Dersliğe Araplar başlığında Bereket Kar, Aleviler başlığında Vedat Kara, Pontuslu Rumlar başlığında Yannis Vasilis Yaylalı, Kürtler başlığında İsmail Beşikçi, Çerkesler başlığında Erdoğan Boz, Ermeni ve Süryani soykırımları başlığında Erkan Metin ve Lazlar başlığında Selma Koçiva konuşmalarını gerçekleştirdiler.
AKA-DER adına yapılan açılış konuşmasında halklar hapishanesine çevrilen Anadolu’nun bir halklar cennetine çevrilmesi için mücadele ettiklerini ve halkların ortak mücadelesinin kazandırıcı olacağı vurgulandı.

Vedat Kara: Aleviler ne istiyor? Eşit yurttaşlık, demokrasi ve kardeşlik
Vedat Kara konuşmasına Aleviliği değil alevileri anlatmak istediğini belirterek başladı. Alevilerin İran, Irak, Suriye, Arnavutluk, Balkanlar, Anadolu ve Şili, Arjantinde yaşadıklarını anlatarak Alevilerin farklı alt başlıklara ayrılabileceğini fakat temel ritüellerinin olduğunu belirtmiş ve Alevilerin siyasal ve teolojik olarak farklılıklarının olabildiğini fakat yaşam kültürü olarak bir çok bölgede benzerlikler görüldüğünü anlatmıştır.Anadoluda alevi isyanları olarak bilinen isyanların inanç temelli isyanlar değil toplumsal ve sınıfsal temelli isyanlar olduğu, Egemenlerin Alevilere yönelik saldırılarda önceden Alevi önderlerini hedef aldığı fakat artık Aleviğe yönelik, Aleviliğin içeriğini değiştirmeye yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini vurgulamıştır. Son olarak konuşmasını Aleviler ne istiyor? Sorusunu sorarak eşit yurttaşlık, demokrasi ve kardeşlik diyerek sonlandırmıştır.
Bereket Kar: Hatay 1936’da Türkiye’ye bir nevi hediye edildi.
Hatay’ın tarihini anlatarak konuşmaya başlayan Kar, Hatay’ın 1. Dünya savaşına kadar Halep’in bir vilayeti olarak yaşarken 1920’de Fransızların payına düştüğünü 1926-1927 yılında kısa bir süre Şam’a bağlı fakat Fransa denetiminde özerk olduğunu ve 1936’da Türkiye’ye bir nevi hediye edildiğini anlatmıştır. Hatay’da Arap Alevilerin, Arap Hristiyanların, Ermenilerin, Sunni Arapların yaşadığını 1980lere kadar pek çok kişinin kendine ne Arap ne de Alevi demediğini belirtti. Sosyalist hareketlerin Ortadoğu’ya dair daha fazla çalışmalar yapmaları gerektiği, Ortadoğu’daki güçlerle daha fazla bağ kurularak hem Türkiye’nin politikalarını onlara anlatmamız hem orayı daha iyi anlamamız gerektiğini vurgulamıştır.
Yannis Vasilis Yaylalı: 19 Mayıs 1919 Mayıs katliam günüdür

Roboski’de yaşayan Pontoslu barış aktivisti Yannis Vasilis Yaylalı bu yıl düzenlenecek olan Roboski anması öncesi gözaltına alınmış, altı gün gözaltında kaldıktan sonra çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartı İle bırakılmıştı. Adli kontrol gereği hafta da bir pazar günü imza vermesi gerektiği için etkinliğe gelemeyen Yaylalı skype ile bağlantı kurarak konuşmasını gerçekleştirdi.

Rum aktivist Yaylalı Trabzon’dan başlayarak Sinop’a kadar uzanan bölgenin Pontus bölgesi olduğunu, Pontuslu Rumların dilinin Antik Yunan dili olduğunu ve tarihlerinin M.Ö 7. yüzyıla kadar dayandığını fakat devletin katliam politikaları ile bugün varlıklarının tartışılır duruma geldiğine değindi.

Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da İstanbul hükümetinden ve ingilizlerden gizlice Samsun’a çıkışına ilişkin ise Mustafa Kemal ve diğer 34 asker arkadaşı için vize veren İngiliz gizli servisinden yüzbaşı John Goldolphin Bennett’in aktarmlari anlaşılacağı üzere ile doğru olmadığını söyleyen Yaylalı 7 düvele karşı savaşın bir şehir efsanesi olduğu, bu hareketin asla anti emperyalist bir hareket olmadığını, Mustafa Kemal’in silah arkadaşların, ve çeşitli tarihçilerin o süreci anlatan aktarimlari ile ortaya koydu.

Savaşın emperyalist güçlerden çok bu coğrafya da yaşayan halk ve inançlara karşı olduğunu , önce gayri müslüm halkları destekleyen emperyalist devletlerin Rusya’da bolşevik devrimin boy vermesi ile bu desteğin Kemalistlere kaydırdığını ve bu yüzden gerçekleştirilen Rum ve Ermeni soykırımlarına sessiz kalındığını ifade eden Yaylali Rumlara Üç aşamalı uygulanan soykırımın finalinin Kemalistler tarafından yapılması nedeni ile, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkış tarihi olan19 Mayıs 1919’u Pontus Rum soykırımını anma günü olarak kabul edildiğini söyledi.

Pontuslu Rum aktivist Yaylalı sunumunu son olarak 19 mayıs’ı bayram olarak kutlayanlara şu çağrı ile bitirdi “Görüldüğü üzere resmi ideoloji sorgulanmaya muhtaçtır, tabii bunu burada uzun uzadıya yapmak istemiyorum. Buna zamanımız da yok zaten, yüzleşme olmadığında yalan yalanı üretiyor, bizler de bir ömürü bu yalanların getirdiği yasaklarla geçirmek zorunda kalıyoruz.

Şimdi aslında içimizdeki bir çok sol reformist çevre Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yaptıklarını o günün koşullarında dogru diye görüyor,tüm değerlendirmeleri bunun üzerinden oluyor. Bu anlayışların gazete ve yayınları bu katliamcılarin,yaptıkları katliam ve soykırımların üzerini kapatmak için uydurdukları bayram günlerini kutlamak ile geçiyor. Zamana yayılmış şekilde bize uygulanan soykırımın anmasını yaptığımız 19 mayıs günü yaklaşırken, bir kere daha yukarıda Mustafa Kemal ve arkadaşlarının bizler ve bu coğrafya için neyi ifade ettiğini hatırlattıktan sonra dostlarımıza bizler için çok acı bir dönemi ifade eden bu günlerde bayram etme-yapma-kutlama aymazlığından vazgeçme çağrısı yapıyoruz.

Bizim elbette yaşadığımız bir çok sorunumuz varken, bu yüzden hala bizlere nasıl bir soykırım yapıldığını ,nasıl bir vahsetle karşı karşıya kaldığımızı anlatmak durumunda kalıyoruz. 19 mayıs yani bize uygulanan büyük soykırımın yıl dönümü yaklaşırken bu dostlarımıza daha duyarlı olmaya, her sene Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine yaptığımız gibi geçmişle yüzleşmeye davet ediyoruz.”

 
 

İsmail Beşikçi: 1923 Lozan anlaşması Kürtler için köleliktir
Bizans’ın coğrafyayı yakın doğu, Ortadoğu ve uzak doğu olarak tariflediğini ve Anadolu’nun yani yakın doğunun imha edildiğini anlatarak konuşmasına başlayarak Anadolu’da halklar kaldı mı? Sorunu sormuştur. Türkleştirme, Müslümanlaştırma, imha ve asimilasyonlarla Anadolu’da halkların yok edildiğini anlatmıştır. 1912’de Osmanlı valilerinin Samsun’da Sinop’ta Balıkesir’de köylere giderek Pontuslara burayı terk edin yoksa evlerinizi yakacağız demişlerdir. Bu politikalar aynı zamanda Osmanlı ekonomisinin milleştirilme politikaları olduğunu anlatmıştır.
1923’ün Türkiye için egemenlik Kürtler için kölelik olduğunu ve parçalanmış bir Kürdistan’ı yarattıklarını vurgulamıştır.
Erdoğan BOZ : Kimlik sorunu bir modernite sorunudur.
Bundan önce feodel ilişkilerin olduğu bir dönemde, bir halklar asimilasyonundan bahsedilemez.Bugün Türkiye’de hür yaşayan çerkes kültürü ,dilinden bahsedilemiyor.Anadolu’ya sürülen çerkesler Osmanlı askeri olarak Araplara,Ermenilere karşı savaştırıldılar diye belirtildi.
Selma KOÇİVA : Kazım’dan önce Kazım’dan sonra diye ayırmak gerekir…
Laz kültürü algısı Kazım’dan önce ve sonra değişti diyebiliriz.Ve ardından Kürt halkının özgürlük mücadelesi de Laz aktivistlere güç verdi.Egemen ideolojiye karşı gerçekleştirilen direnişte Lazca rock müzik önemli bir yer tuttu. ‘’Komadaki bir halk kültürü yavaş yavaş uyanmaya başladı ‘’ Sosyalist devrimci hareket buna yol açtı diye vurgulandı.

Kaynak: Direnişteyiz

barisicinaktivite@gmail.com

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *