Barış İçin Aktivite
Take a fresh look at your lifestyle.

Doğal yaşam madenlerle yok olurken Bakan Dönmez sınır aştı

Türkiye’nin doğal alanlarını yerle bir eden madenlere yeni alanlar ekleniyor. Bakan Dönmez’in Türkiye’nin yüzölçümü 783 bin km2 iken 820 bin km2 alanın röntgeninin çekileceğini belirtmesi dikkat çekti.

151

Türkiye’nin doğal alanlarını yerle bir eden madenlere yeni alanlar ekleniyor. Bakan Dönmez’in Türkiye’nin yüzölçümü 783 bin km2 iken 820 bin km2 alanın röntgeninin çekileceğini belirtmesi dikkat çekti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ankara’da düzenlenen Havadan Jeofizik Araştırmaları Projesi’nin tanıtım organizasyonunda, planlanan çalışmaların 820 bin km2’lik kapsamı olduğunu söylemesi anlaşılamadı. Oysa Türkiye’nin yüzölçümü 783 bin km2. Dönmez’in açıklamaları, kent merkezlerinin de röntgen içine mi alındığı, ortaya çıkan 40 bin km2 fazla alanın sınırdışını mı kapsadığı yönünde birçok soru işaretini ortaya çıkardı. Dönmez, “Maden rezervlerimizin yoğun olduğu bölgeleri tespit ederek nokta atışlarla maden arama ve sondaj çalışmaları yapacağız. Şu ana kadar proje kapsamında ilk öngörü haritalarının oluşturulması amacıyla planladığımız 820 bin kilometrekarelik alanın yaklaşık 570 bin kilometrekarelik kısmını taradık. 100 günlük eylem planında hedefimiz 500 bin kilometrekarenin taranmasıydı. Bu projeyle Türkiye’nin maden kaynaklarının adeta röntgeni çekiliyor” dedi.

Türkiye sondaj cehennemi

Konvansiyonel yöntemlerle 250 yılda taranabilecek alanı, havadan iki uçakla bir yıl içinde taramaya imkân veren havadan jeofizik tarama yönteminin, yıl sonuna kadar 700 bin km2’lik alanın taranmasını sağlayacağını belirten Bakan Dönmez, “Karalarda yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında, MTA bu yıl bir milyon 200 bin metre sondaj gerçekleştirdi. Yıl sonu hedefimiz 1 milyon 600 bin metre sondajı gerçekleştirmek. Bu sondaj büyüklüğü olarak bir rekordur. Enerjide bağımsızlığın ülkemizin geleceği için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bütün çalışmalarımızı bu bilinç ve sorumlulukla yürütüyoruz” ifadeleriyle doğal yaşam alanlarında yaşanan tahribatın ve yok olmanın hızlanacağına işaret ederken yaşamı cehenneme çevrileceğini gösterdi.

Doğa ‘hamuduyla’ gidiyor

Geçtiğimiz ağustos ayında madenci patronları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yaptıkları ziyarette orman bedelleri, ihalelik sahalar, mermer artıkları, taş ocakları, zeytinlikler gibi konuların ele alındığı belirtilmişti. Ziyarete katılan madencilerin talepleri arasında yer alan zeytinliklerin ve ormanların içinde madencilik yapmalarının kolaylaştırılması ele alındı. Maden patronlarının zeytin yasasının değişmesini talep ettikleri sızan bilgiler arasındaydı. Ayrıca kolay krediye ulaşmak istediklerini ve madenler için talep ettikleri orman izinlerinde bürokrasisinin çok uzun sürdüğünü ve çözüm bulunmasını istedikleri belirtildi. Hükümetin madencilere ve yakın süreçte başladıkları havza madenciliğine bakışı, sermayenin doğal yaşamı “hamuduyla götürme”sini sağlayacak nitelikte olduğu belirtiliyor.

Madencilere vergi yüzde 1

Bugün Türkiye’de öne çıkan maden işletmeleri özellikle kömür, altın, krom, bakır, nikel ve taş ocakları. 2015 yılında çıkan maden yasasında madende ortalama yüzde 2 olan devlet hakkının yüzde 50’sinden havza madenciliği bağlamında vazgeçilmişti. Bu durum altın vb. madenlerin yerinde işlenmesi gibi sermaye taleplerine açık bir destek olduğu biliniyor. Birçok bölgede yer alan altın madenleri siyanür havuzlarında, Manisa Turgutlu’daki Çaldağ nikel madeni ise sülfürikasit havuzlarında yerinde işlemekteler.

Devletle kavga büyüyecek

Geçmiş AKP hükümetleri ve şimdiki yeni sistemin en önemli hedeflerinden birinin maden sahalarını sermaye yağmasına açmak olduğu biliniyor. Türkiye’de yaşanan ekonomik krizi aşmanın bir yolu olarak görülen ve doğa yağmasına yol açacak olan maden ve enerji gibi sermaye talanı sonrası Türkiye’nin asla eski Türkiye olmayacağı ise iyi biliniyor. Türkiye coğrafyasının yüzde 60’lık bir bölümü için ruhsatlar hazırlandığı ve lisanslandığı bilinmekte. Bu hazırlıkların fiiliyata dökülmek isteneceği bir dönemin içinde olunduğu ve aynı zamanda yeni sistemin bu bağlamda atacağı adımlarla önümüzdeki süreçte halk ile devletin yüzyüze kavgaya tutuşacağı bir dönemin eşiğinde olunduğunun işaretleri ise güçlü olarak görülebiliyor.

Kaynak: Yeni Yașam Gazetesi /EKOLOJİ SERVİSİ