Barış İçin Aktivite
Take a fresh look at your lifestyle.

Cumartesi Anneleri 729.hafta adalet nöbeti basın açıklaması- Video

42

Barış İçin Aktivite

16/03/2019
Haber

Kurulan karakoldan habersiz 7 Mart 1993 tarinde Arkadaşının Fatih’te bulunan evine giden Ali Kırlangıçlı’dan o tarihten itibaran haber alınamıyor. Polisin yaptıgı aynı operasyonlar çerçevesinde gözaltına alınan 28 kişinin kaydı yapılırken, Ali Kırlangıçlı’nın kaydı yapılmadı.

Ali Kırlangıçlı’nın ailesi ve avukatları kaybedildiği tarihten itibaran akıbeti ıle ılgili çalışmalar yapsalarda bu güne kadar bir sonuç alınamazdı. Cumartesi  Aileleri  729. kez  gerçekleştirdikleri adalet nöbetinde  7 Mart 1993 tarihinde gözaltına alındıktan sonra kaydedilen Ali Kırlangıçlı’nin akıbetini sordu


Video: Pembegül Gökçek

#729HaftaCumartesiAnneleri

Gepostet von Pembegül Gökçek am Samstag, 16. März 2019


“Cumartesi Anneleri eyleminin 729. haftasında Ali Kırlangıçlı’nın akıbeti soruldu. Ali Kırlangıçlı’nın ağabeyi gönderdiği mektupta, “Ne ölüsünden, ne dirisinden haber alamadığımız kardeşim Ali’yi kimlere sorayım? Çalmadık kapı kalmadı ama cevap yok. Aradan 26 yıl geçmiş olsa da hala içimizde bir yerlerde, ‘Ali sağ olabilir’ umudumuz yaşamaktadır” diye yazdı. 

Cumartesi Anneleri 7 Mart 1993’te İstanbul Fatih’te bir arkadaşının evinde 24 kişiyle birlikte gözaltına alındıktan sonra hakkında haber alınamayan Ali Kırlangıçlı’nın akıbetini sordu. 29 haftadır Galatasaray Meydanı’nda toplanmaları yasaklanan Cumartesi Anneleri bu hafta da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin önünde buluştu.

Ali Kırlangıçlı’nın ağabeyi İbrahim Kırlangıçlı bir mektup yolladı. Mektubu Ali Kırlangıçlı’nın aynı davadan yargılanan arkadaşı okudu. Kardeşinin üniversite 4. sınıfta okurken, 12 Eylül Cuntası döneminde, 2 Ekim 1980 tarihinde gözaltına alındığını ve Bursa Emniyeti’nde 45 gün işkenceli sorgudan geçirildikten sonra tutuklandığını aktaran Kırlangıçlı, 28 Mayıs 1990 tarihinde kardeşiyle birlikte 5 kişinin Bayrampaşa Kapalı Hapishanesi’nden firar ettiklerini kaydetti. Firar ettikten sonra yurt dışına çıkan kardeşinin, ülkeye döndükten kısa süre sonra, 6 Mart 1993 tarihli polis operasyonunda, 7 Mart 1993 günü saat 11.00 sıralarında Fatih’te gözaltına alındığını ifade eden Kırlangıçlı, mektubuna şöyle devam etti:

“İÇİMİZDE HALA ‘ALİ SAĞ OLABİLİR’ UMUDU YAŞIYOR”

“Kardeşim Ali Kırlangıçlı’yı gözaltına alan İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Ali’nin gözaltına alındığını kayıtlara geçirmedi ve bizleri bilgilendirmedi. Gözaltına alındığı haberini duyar duymaz, Avukatı Kemal Kırlangıç tarafından bu durum soruşturulmasına rağmen, hiçbir bilgi verilmedi, gözaltına alındığı bile kabul edilmedi. Kardeşim Ali Kırlangıçlı’nın gözaltına alınması ile ilgili tüm girişimlerimiz boşa çıkarıldı. Tam 26 yıldan bu yana kardeşimin durumu ile ilgili olarak içimiz kaygılarla doludur. Ali Kırlangıçlı’nın gözaltına alınmasından sonra ne yapıldığı bizlere açıklanmak zorundadır. O günden bu yana kendisinin ölü mü, canlı mı olduğu konusunda hiçbir haber alamadık. Tam 26 yıl oldu. Peki, kardeşime ne oldu? Kimi kimden sorayım? Ne ölüsünden, ne dirisinden haber alamadığımız kardeşim Ali’yi kimlere sorayım? Çalmadık kapı kalmadı ama cevap yok. Aradan 26 yıl geçmiş olsa da hala içimizde bir yerlerde, ‘Ali sağ olabilir’ umudumuz yaşamaktadır.

Kardeşim Ali, devrim mücadelesinin isimsiz kahramanlarından biri olarak tarihteki yerini almıştır. Bir mezar taşı bile olmayan Kardeşim Ali’nin ismini ve siyasi kimliğini hiç kimse yok edemeyecektir. Kardeşim Ali, devrimci onuru ve kişiliğiyle ölümsüzleşmiştir. Aramızdan ayrılan tüm gözaltında kayıplar gibi, onların hepsi insan güzeliydiler.”

“SUÇ OLAN KAYBEDENLERİ KORUMAKTIR”

Haftanın basın açıklamasını Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren okudu. Türkiye’de devletin kayıp yakınlarının şikayetlerini duyurma hakkını 30 haftadır engellediğini belirten Eren, “Uluslararası hukuka göre gözaltında kaybetme insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve hiçbir koşulda hoş görülemez. Her devlet, bu suçu önleme ve gerçekleşmesi halinde suçu ciddiyetine uygun bir biçimde cezalandırmakla yükümlüdür. Devletin bu yükümlülüğünü yerine getirmesini istemek suç değil, hakkımızdır. Suç olan kaybedenleri korumak, onları hukukun üstünde tutarak cezasız bırakmaktır.” dedi.

“SAVCILARI GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ”

Dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü olan Hanefi Avcı’nın 17 yıl sonra yayınlanan “Haliç’teki Simonlar” adlı kitabında 6 Mart 1993 tarihinde İstanbul’un değişik semtlerinde gerçekleşen operasyonları planlayan kişinin kendisi olduğunun anlaşıldığını kaydeden Eren, “Avcı, kitabında Kartal/Esentepe’deki ev baskınında 6 kişinin öldürüldüğünü yazdı. Oysa tüm resmi belgelerde bu evde öldürülenlerin beş kişi olduğu yazılıydı. Kitapta öldürüldüğü söylenen altıncı kişi aynı operasyon kapsamında ‘Fatih’te karakol kurulan eve giden Ali Kırlangıçlı mıydı?’ sorumuz cevapsız kaldı. Ali Kırlangıçlı’nın akıbetinin açığa çıkartılmasını, sorumlu olanların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte bir soruşturma başlatılması için, savcıları göreve çağırıyoruz.” dedi. “(Pirha)