Barış İçin Aktivite
Take a fresh look at your lifestyle.

Bilgen’den Roboski açıklaması: Hatırlattığımız kadar hesabı sorulacak

241

Yarın Roboski katliamının yıldönümü. Çoğu çocuk 34 köylünün savaş uçaklarıyla bombalandığı, annelerin çocuklarının parçalarını eteklerinde topladığı, cenazelerin katırlarla taşındığı o günlerin üzerinden 7 yıl geçti. O günlerde katliamın aydınlatılması ve sorumluların cezalandırılması için sokaklara çıkanların dilinde tek bir söz vardı: Unutursak kalbimiz kurusun!

7 yılın ardından belki kimsenin kalbi kurumadı ama herkes bu acıyı kendi içinde yaşıyor. Ailelerin her Perşembe mezarlıkta yaptığı basın açıklaması dışında artık Roboski için adalet sesleri duyulmuyor. Roboski, son olarak HDP Grup Başkanvekili ve MYK üyesi Ayhan Bilgen’in temsili görevlerinden istifa etmek istemesiyle gündeme geldi. Bilgen’in bu talebi HDP yönetimince kabul edilmedi. Bir komisyon kuran HDP, dava sürecinde yaşanan ihmalleri araştırıyor.

İLK GÜNÜN ACISIYLA BUGÜNKÜ ACI BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR

Bu adımı ile Roboski’yi gündeme taşıyan Ayhan Bilgen ile katliamın yıldönümü öncesinde konuştuk. Bilgen, “İlk günün acısı ile bugünkü acı bence birbirini tamamlayan noktadalar” diyor:

“Roboski konusu bence, ilk günlerin meşhur ifadesiyle, ‘unutursak kalbimiz kurusun’ dediğimiz vakalardan birisi. İlk günlerdeki duyarlılığın ne yazık ki bu konuda da sönmüş olması tüyler ürpertici bir tablo. Yargılama süreci de devam ederken hem yargılama süreci hem siyasi, toplumsal sivil inisiyatifler üzerinden çalışma yürütülmesi için epey çaba sarf ettim. Toplumsal duyarlılık diri kaldığı ölçüde ancak adım atılır umudunu taşıdım. Hala aynı noktadayım. Ama ne yazık ki yargılama süreci, bir sürü avantaj da olmasına rağmen bir sonuca dönüştürülebilmiş değil. İlk günün acısı ile bugünkü acı bence birbirini tamamlayan noktadalar. Olayın kendisi asla kıyas götürmeyecek kadar vahim ama bugün gelinen nokta, yargılamanın geldiği, duyarsızlığın ulaştığı noktada da vaka kadar olmasa bile büyük bir acı veriyor.”

İZAHI YOK

Anayasa Mahkemesi’nin başvuruyu reddetmesine ilişkin “avukatların, baronun, hepimizin sorumluluğu” diyen Bilgen, şunları söyledi: “Bunun bir izahı yok. Bir takım evrakların dosyaya konulmamış olması nedeniyle AYM’de bireysel başvuru hakkının kaybedilmiş olmasını ve AİHM’in de bunu gerekçe göstererek süreci bitirmiş olmasını ne izah edebiliyorum ne de hazmedebiliyorum. Bu, bir avukatın lütfuna ya da ihmaline bağlanabilecek bir olay değil.”

Roboski katliamının insanlığa karşı suç kapsamına girdiğini ve zaman aşımı olmaması gerektiğini ifade eden Bilgen, “Elbette zamanı geri çevirmek mümkün değil” dedi ve ekledi: “En azından ailelere dönüp bir mahcubiyeti, utancı paylaşmak, özeleştiri vermek bence bir sorumluluk. Bunu hukuk camiası yapmalı, siyasi sorumluluğu da biz üstlenmeliyiz.”

HDP’nin oluşturduğu komisyonun görüşmeler yaptıktan sonra sonucu kamuoyu ile paylaşacağını söyleyen Bilgen, “Bir rapor yayınlamakla, komisyon kurmakla altından kalkılabilir bir vebal değil bu. Bazı şeylerin mazereti olmaz. Bu sadece bir niyet beyanıdır, bu kadar ihmal ve kusurun onaylayıcısı değiliz, bunu yanlış buluyoruz, kimden kaynaklanmış olursa olsun eleştiriyoruz, tavrıdır. Bu bile aileler tarafından önemseniyor” dedi.

SİYASİ İRADE ORTAYA ÇIKARSA HUKUKTA YOL BULUNUR

Siyasi koşulların değişmesiyle yeniden bir yargılama yapılabileceğini vurgulayan Ayhan Bilgen, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Berat Albayrak’ın Roboski katliamının FETÖ bağlantısına dikkat çektiğini, Roboski için verdikleri araştırma önergesine dair önceki gün Meclis Genel Kurulu’nda yapılan konuşmalarda da AKP’li milletvekillerinin bu bağlantıyı teyit ettiğini söyledi.

Bilgen, şöyle devam etti: “Gerçekten öyleyse, yani o operasyon FETÖ bağlantılı askerlerin Türkiye’nin imajına zarar vermek için AKP’ye kurduğu bir tuzaksa bile, bununla yüzleşmek, gereğini yapmak gerekiyor. Türkiye’de siyasi irade ortaya çıkarsa hukukta her yol bulunur. 34 kişi ölmüş, başvurulacak bir yer olsa gerek. Her halükarda bir kapı açılabileceğine inananlardanım. Bu, toplumsal basınç ve siyasi irade ile olacak bir şey. Hukukun teknik karmaşık yollarında her zaman bir alternatif bulunur. Savsaklamak için nasıl bulunuyorsa gayet tabi adaletin tecili için de bulunabilir.”

AKP ROBOSKİ’YE KATLİAM BİLE DİYEMİYOR

Siyasi iradenin umut verip vermediği sorusuna ise Bilgen, şu yanıtı verdi: “Verdiğimiz önergede Roboski’yle ilgili gündem dışı konuşma hakkımız var. Ama AKP bunu son güne bıraktı, belki de meclis çalışmayacak. İkincisi, önergedeki katliam kelimesinin çıkarılması talep edildi. 34 kişinin ölümüne katliam diyemeyen bir iradenin yakın dönemde böyle bir irade üstleneceğine dair somut bir umut yok. Geriye muhalefetin nasıl bir tavır takınacağı kalıyor. Eğer bütün muhalefet partileri ortaklaşırsa AKP’ye rağmen de çıkabilir. CHP önergemize destek verdi. İYİ Parti ve MHP konuşmadılar bile. Onların eğilimi de şöyle gözüküyor, ‘siz çözüm sürecinde bu işi örttünüz.’ Genel Kurulda buna dair konuşmalar yapıldı. Bu büyük ve ağır bir itham. Ben böyle olduğuna inanmıyorum, asla da kabul etmiyorum. Elbette kanın durması için kendi adımıza her türlü siyasi fedakarlığı yapabiliriz ama hayatını kaybeden köylüler adına bir yetkimiz olamaz.”

UNUTTUĞUMUZ KADAR ÜSTÜ ÖRTÜLECEK

“Türkiye tarihinde çok fazla vaka var, o dönemin iktidarlarının yaptığı, sonra siyasi dengeler değiştiğinde yüzleşmenin, hesaplaşmanın olduğu vakalar var” diyen Bilgen, somut bir hesaplaşmaya dönüşmese de Erdoğan’ın ‘38 Dersim katliamıyla ilgili açıklamasını hatırlattı. Bilgen, şunları belirtti: “Davanın yeniden açılabileceğine olan inancımızı korumamız lazım. Bu, sadece Roboski’yle ilgili değil, bu ülkede demokrasinin inşa edilebileceği, onarıcı adaletin gündeme gelebileceğine olan inançtır. Roboski en yakıcı sembollerden birisidir. Bu inancı kaybedersek, bu işin hesabı sorulmayacak, yapanın yanına kar kaldı diye bakarsak hiçbir şey düzelmez. Roboski’de zaten gidenler geri gelmeyecek ama tekrarlanmamasının güvencesi olabilir. Birilerin cezalandırılacağı, devranın döneceğine dair algı açısından da önemlidir. Ben toplumsal duyarlılığın partileri de aşan bir biçimde oluşması gerektiğini düşünüyorum. Polemik yapılacak bir tarafı yok bu işin. Siyasi iradenin kendini adım atmak zorunda hissetmesi, bu işin gündemde kalmasıyla mümkündür. Unuttuğumuz kadar üstü örtülecektir. Hatırlattığımız, uyardığımız, yüzleştirdiğimiz kadar da bir gün bunun hesabının sorulmasının somut koşulları oluşacaktır.”

Kaynak:ArtıGerçek