Barış aktivistleri iç savaşa karşı barış çağrısı yaptı

PicsArt_01-21-06.00.41

Yannis V Yaylalı 

Roboski katliamının birinci yıl dönümün de Gülyazı köyüne yerleşen Barış aktivistleri Roboski mezarlığında Türkiyede devletinin baslattığı iç savaşa dönusmeye yüz tutan süreç üzerine  bir açıklama düzenledi.

Barış aktivistleri adına Meral Geylani konuşmayı gerçekleştirdi.Geylani konuşmasına şu sekilde başladı ”Yıllardır savaş bölgelerinde yaşayan barış aktivistleriyiz , bugün nerede ise iç savaş koşullarını yaşamaktayız, biz barış için mücadele yürüten aktivistler bugün değilse ne zaman konuşacağız, bugün barış için eyleme geçmezsek ne zaman gececeğiz, Bu deklarasyonumuz acil barış isteğini içermekte , ayrıca barış için akademisyenler insiyatifi’nin bu yaşanan savaş süreçi ile ilgili barış taleplerini içeren deklarasyonlarının ardından hükümetin adeta cadı avı başlattığını görüyoruz. Buradan ayrıca eğer barış için akademisyenler insiyatifi barış istedikleri için suçlanıyorlarsa aynı suçu ‘biz bu savaşa ortak olmuyoruz’ diyerek biz de işliyoruz‘ 

Bu son dönemlerde ki hukümetin Kürt halkına karşı başlattığı yoğun savaş kastedilen deklarasyon da , akademisyenlerin çıkışı ile ile birlikte barış isteğinin hiç de küçümsenmeyecek kadar olduğu, tek bir ayrık sesin bile yok edilmeye çalışıldığı bu günlerde barışa olan desteğin ise bir kere daha umutları yükseltiği vurgulandı.Barış sözcüğü için cadı avı başlatılan bu günlerde barış mücadelesi vermenin kolay olmadığını söyleyen Geylani ”Önemli olan böyle zamanlarda barış türkülerini, kardeş türküleri ağızdan ağıza yayabilmek ve yan yana duruşlarımızı çoğaltarak hep beraber barışa olan isteğimizi ekmeğe suya ihtiyacımız olduğu kadar haykırabilmektir.” dedi.

Savaş süreçlerin de ilk hedef alınanlar barış aktivistleri olur denilen deklarasyon da Ape Musalardan, Hrantlardan, Ve Tahir Elçilerden bu durumu iyi bilmekteyiz deniliyor.

Konuşmanın ilerleyen bölümlerde ise Çözüm ve barış sürecine değinen Geylani ”AKP hükümetinin, Sayın Öcalan’ın çağrısı ile başlayan barış ve çözüm sürecini çok samimiyetsiz yürüttüğünün bölgedeki canlı şahitleriz. Yaşadığımız yer olan Şırnak ve çevresin de AKP hükümeti çözüm ya da barış süreci adı altında güvenlik barajları, güvenlik yolları, kalekollar, yeni yeni korucu kadroları, yaylaların yeniden mayınlanmasına kadar, savaşa hazırlık yaptığını gözlemledik. Bu durumu basın yolu ile bir çok kez duyurduk. ” dedi

AKP hükümetinin dış politikasını tam bir fiyasko olarak değerlendiren ve Suriye-Rojava’da yenilen Türkiye devletinin savaşı Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelere taşıdığını söyleyen Geylani konuşmasının devamın da ise ”Bugün yaşananlar tamı tamına böyle ,bunca sivil insanın katline sebep olan şey AKP hükümetinin emperyalist arzuları yüzünden başlattığı savaştır , biz Roboski de yaşayan barış aktivistleri olarak , barış için akademisyenler ve sonrasında ise devlet saldırılara karşı barış için akademisyenler insiyatifi ile dayanışmak ve barış çağrısı için deklarasyon hazırlayan tüm barışsever gibi haykırıyoruz , tekrar samimi bir çözüm sürecine dönmek için daha ne kadar sivil insanımızın ölmesi gerekiyor. Ne kadar şehrin yakılıp yıkılması gerekiyor, ne kadar insanın yerinden yurdundan edilmesi gerekiyor” dedi .

Barış aktivistleri Ulusal kamuoyuna seslenerek ”AKP hükümetinin savaş politikalarına boyun eğmeyin. AKP hükümeti izlediği savaş politikaları ile toplumda hızla kutuplaşmaları arttırmakta ve bu durum ise halkların yan yana yaşama duygularını törpülemektedir. Bu coğrafya da yaşayan halklar ve inançlar bu savaş oyununa gelmemelidir. Bu savaş sarayın kişisel diktatörlüğünü pekiştirmek için devreye sokulmuştur. ” dedi. CHP’nin de ikircilikli politikalarını eleştiren barış aktivistleri, CHP’nin bir karar vermesi gerektiğini ve savaşın mı yoksa barış’ın mı yanında olması gerektiğini net ortaya koyması gerektiğini, bu savaşın bu kadar acımasız geçmesinin nedeninin CHP’nin bu ikircilikli politikalarının da aranması gerektiğini vurguladılar.

Uluslararası kamuoyunun da yine iki yüzlü siyaset izlediğini vurgulayan Geylani , konuşmasının devamın da ”Düşünün bir ülke de hiç bir kanuna ya da yasaya sığmayacak şekilde sokağa çıkma yasakları de facto uygulanıyor. Ağustos ayından bugüne ölen sivillerin sayısı yüzlerce ki çoğu yaşlı ve gençlerden oluşuyor. Türkiye de Bu de facto yasakların ve Katliamların durması için avukatlar tedbir kararı alması için AİHM’ne başvuru yapıyor. Mahkeme bu ölümlerin bir tedbir kararı almak için yeterli olduğunu düşünmüyor. Bu hangi evrensel hukuk değerleri ile açıklanabilir. Avrupa verdiği bu karar ile bu kana savaşa ortak olmuştur.  Türkiye devleti Suriye ve Suriyeli mülteciler ile ilgili izlediği siyaset ile Avrupa’yı esir almış durumda oldugunu üzülerek  görmekteyiz. Avrupa yaptiğı kirli anlaşmalar yüzünden büyük insanlığın birikimi olan insan hakları evrensel değerlerini ayaklar altına almıştır. Avrupa’da yaşayan savaş karşıtı barış sever kamuoyu bu ikiyüzlü tutumu protesto etmeliler ve hükümetlerini savaşa verdikleri desteği sona erdirmesi için harekete geçmeye çağırmalıdırlar.” dedi.

Barış aktivistleri adına konuşan Meral Geylani son olarak sözlerini söyle tamamladı  ”Roboski’de yaşayan barış aktivistleri olarak; biz diyoruz ki çocuklar ölürken değil , çocuklar uyurken sessiz olunur .Herkesi savaşa karşı sesini yükseltmeye çağırıyoruz. Bu zamana kadar suça ortak olmadık, bundan sonra asla bu suça ortak olmayacağız. Savaşa karşı barışı, Katliamlara karşı yaşamın yanında olduğumuzu bir kere daha deklare ediyoruz. Bir kere daha bu vesile ile hükümeti bu delilikten vazgeçmeye ve üçüncü bir gözün de dahil olduğu çözüm ve barış sürecine dönme çağrısında bulunuyoruz.

 

Barış aktivistleri Meral Geylani ve Yannis Vasilis Yaylalı’nın açıklamasını yaptığı deklarasyonunun tam metni:

Savaşa karşı Barış ,Katliamlara Karşı Yaşamı Savunuyoruz.

Akademisyenler ile başlayan ve daha sonra nerede ise tüm meskek kuruluşları ard arda barışa olan ihtiyacımızı ‘bu suça ortak olmayacağız ‘ siarı ile haykırdı. Kimler mi vardı barışı haykıranlar arasında, Edebiyatçılar, Sinemacılar, Gazeteciler, Hukukçular, Sağlık çalışanları, Öğrenciler, İşçiler, esnaf ve köylüler yani bu toplumu var eden herkes. Daha sonra Enternasyonal dayanışma başladı ve hala devam ediyor. Barışa olan destek şunu gösterdi ki daha yenilmedik .Neymiş umut dimdik ayakta. Başka çare yok,insanca yaşamak istiyorsak faşizm yenilecek .

Faşizmin Sivillere yaptığı zulüm ise asla unutulmayacak. Bu yönetim için Tarihe kara bir not düşüldü .Her platform da faşizmin halkları ve inançları bölmek için nasıl bir savaş çığırtkanlığı yaptığını anlatacağız. Bu delilik zamanın da katledilenleri, sürgün edilenleri, hapishaneye atılan devrimci yurtsever, sosyalist ve anarşistleri unutmayacağız.

Barış sözcüğü için Cadı avının başlatıldığı bir dönem de barış mücadelesi vermek kolay iş değil. Bu ülkede insanlar ölmesin dediği için yargılanıyor ve işinden atılıyor ve itibarsızlaştırılıyor. Tüm bu koşullar da amasız ve fakatsız halkların barışı için mücadele edene bin selam olsun.

Önemli olan böyle zamanlarda barış türkülerini, kardeş türküleri ağızdan ağıza yayabilmek ve yan yana duruşlarımızı çoğaltarak hep beraber barışa olan isteğimizi ekmeğe suya ihtiyacımız olduğu kadar haykırabilmektir.

Savaş dönemlerinde ilk hedef tahtasına savaş bölgelerin de barış mücadelesi verenleri koyarlar. Ape Musa ve Tahir Elçi bu durumun en iyi örneklerini teşkil eder. Yine 9 yıl önce hunharca katledilen Hrant Dink bu durumun örnekleri arasındadır. Roboski’de yaşamayı ve burada mücadele etmeyi yeğlemiş olan biz barış aktivistlerini de elbette devlet erkanı iyi karşılamadı. Bir çok mekanizmayı kullanarak bize yöneldiler ve yönelmeye de devam ediyorlar ve inanıyorum ki yönelme şiddetlenerek devam edecektir. Biz bu yönelmelere karşı biz bizden önce bize rehber olan Ape Musa’ları, Hrant Dink’leri ve Tahir Elçi’leri izlemeye öğrencileri olmaya devam edeceğiz. Yaşadığımız yerlerde gördüklerimizi, inancımızı, düşündüklerimizi, ifade etmeye ve bildiğimiz doğruları yaygınlaştırmaya devam edeceğiz. Yaptığımız şeylerin çok özel şeyler olduğunu düşünmüyoruz, sadece insan olmaktan doğan haklarımız olarak görüyoruz.

Çözüm sürecinden önce Kürdistan’a yerleşmiş ve Roboski halkı ile dayanışma halinde yaşayan barış aktivistleri olarak AKP hükümetinin, Sayın Öcalan’ın çağrısı ile başlayan barış ve çözüm sürecini çok samimiyetsiz yürüttüğünün bölgedeki canlı şahitleriz. Yaşadığımız yer olan Şırnak ve çevresin de AKP hükümeti çözüm ya da barış süreci adı altında güvenlik barajları, güvenlik yolları, kalekollar, yeni yeni korucu kadroları, yaylaların yeniden mayınlanmasına kadar, savaşa hazırlık yaptığını gözlemledik. Bu durumu basın yolu ile bir çok kez duyurduk. Köyümüze gelen akil insanlara belirttik. Tüm platformlar da AKP hükümetinin savaşa hazırlandığını anlatmaya çalıştık.

AKP hükümetinin Suriye-Rojava ‘ da izlediği dış politika tam bir fiyasko niteliğindeydi. Abdullah Òcalan’ın çağrısı ile başlayan Çözüm sürecini, bu emperyalist hayal için AKP hükümeti elinin tersi ile çöpe attı. En son YPG güçlerinin Gri Spi’yi Işid çetelerinin elinden alması ile Türkiye devleti izlediği dış politikalar yüzünden yenilgiyi yaşadığı Suriye-Rojava ‘ dan savaşı Türkiye’de Kürt halkının yoğun yaşadığı bölgelere taşıdı.

Bugün yaşananlar tamı tamına böyle ,bunca sivil insanın katline sebep olan şey AKP hükümetinin emperyalist arzuları yüzünden başlattığı savaştır , biz Roboski de yaşayan barış aktivistleri olarak , barış için akademisyenler ve sonrasında ise devlet saldırılara karşı barış için akademisyenler insiyatifi ile dayanışmak ve barış çağrısı için deklarasyon hazırlayan tüm barışsever gibi haykırıyoruz , tekrar samimi bir çözüm sürecine dönmek için daha ne kadar sivil insanımızın ölmesi gerekiyor. Ne kadar şehrin yakılıp yıkılması gerekiyor, ne kadar insanın yerinden yurdundan edilmesi gerekiyor

Ulusal kamuoyuna bu konuda bir kere daha duyarlılık çağrısında bulunuyoruz. AKP hükümetinin savaş politikalarına boyun eğmeyin. AKP hükümeti izlediği savaş politikaları ile toplumda hızla kutuplaşmaları arttırmakta ve bu durum ise halkların yan yana yaşama duygularını törpülemektedir. Bu coğrafya da yaşayan halklar ve inançlar bu savaş oyununa gelmemelidir. Bu savaş sarayın kişisel diktatörlüğünü pekiştirmek için devreye sokulmuştur. Kişisel çıkarlar uğruna benzeri görülmemiş şekilde halklar arasında birlikte yaşama duygusu sökülüp çöpe atılmak isteniyor. Bu konuda herkesi sağduyulu olmaya davet ediyor, sarayın bu oyununa gelmemeleri çağrısında bulunuyorum.

CHP ve benzeri parti ve kuruluşlar savaşın karşısındaki tutumlarını netleştirmelidir. Ya toplumu kutuplaştıran ve bölen savaş tarafında yer almalılar. Ya da bir karar verip artık net olarak barış için mücadele vermelidir. Bu savaşın bu denli acımasız geçmesinin en büyük nedenlerinden birinin CHP’nin bu ikircilikli tutumundan dolayıdır. CHP’nin içerisinde yer alan barış sever, savaş karşıtları CHP’nin bu tutumuna karşı seslerini daha fazla yükseltmelidirler.

Avrupa kamuoyu ve kurumları tam bir ikiyüzlü siyaset yürütüyorlar. Düşünün bir ülke de hiç bir kanuna ya da yasaya sığmayacak şekilde sokağa çıkma yasakları de facto uygulanıyor. Ağustos ayından bugüne ölen sivillerin sayısı yüzlerce ki çoğu yaşlı ve gençlerden oluşuyor. Türkiye de Bu de facto yasakların ve Katliamların durması için avukatlar tedbir kararı alması için AİHM’ne başvuru yapıyor. Mahkeme bu ölümlerin bir tedbir kararı almak için yeterli olduğunu düşünmüyor. Bu hangi evrensel hukuk değerleri ile açıklanabilir. Avrupa verdiği bu karar ile bu kana savaşa ortak olmuştur. Türkiye devleti Suriye ve Suriyeli  mülteciler ile ilgili izlediği siyaset ile Avrupa’yı esir almış durumda oldugunu üzülerek görmekteyiz. Avrupa yaptiğı kirli anlaşmalar yüzünden büyük insanlığın birikimi olan insan hakları evrensel değerlerini ayaklar altına almıştır. Avrupa’da yaşayan savaş karşıtı barış sever kamuoyu bu ikiyüzlü tutumu protesto etmeliler ve hükümetlerini savaşa verdikleri desteği sona erdirmesi için harekete geçmeye çağırmalıdırlar.

Roboski’de yaşayan barış aktivistleri olarak; biz diyoruz ki çocuklar ölürken değil , çocuklar uyurken sessiz olunur .Herkesi savaşa karşı sesini yükseltmeye çağırıyoruz. Bu zamana kadar suça ortak olmadık, bundan sonra asla bu suça ortak olmayacağız. Savaşa karşı barışı, Katliamlara karşı yaşamın yanında olduğumuzu bir kere daha deklare ediyoruz. Bir kere daha bu vesile ile hükümeti bu delilikten vazgeçmeye ve üçüncü bir gözün de dahil olduğu çözüm ve barış sürecine dönme çağrısında bulunuyoruz.

 

 

 

barisicinaktivite@gmail.com

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *