5.yıl dönümünde Roboski katliamının kısa kronolojisi

FB_IMG_1482342974889

Yannis V Yaylalı

1 Eylul Dünya Barış Günü vesilesi ile 2012 yılında Roboski’den Ankara’ya gerçekleştirmiş olduğumuz barış yürüyüşünün ardından yerleştiğimiz Roboski’de 5.yılımıza giriyoruz.Sevgili barış aktivisti Meral Geylani’nin önerisi ile Roboski’ye yerleşme kararı aldığımızı söylemeliyim .Geriye dönüp tamamladığımız dört yıla baktığımızda buraya yerleşme kararını iyi ki almışız diyorum.Aslında 90’lı yıllarda aynı coğrafya da yaşayan Kürt halkına karşı neler yapıldığını kötü deneyimler ile öğrenmiş eski bir asker ve o dönem işlenmiş savaş suçuna da ortak olmuş biri olarak benim için ayrıca çok önemli olduğunu söylemem gerekiyor.Bir şeyleri düzeltmek açısından Roboski benim için ikinci bir şans anlamına geliyordu.Geçmiş yıllarda yaptıklarımızı ne kadar telafi eder bilinmez fakat 5.yılımıza girdiğimiz şu günlerde elimizden geleni yapmaya çalıştık. Roboski aileleri beş yıldır,bizler ise dört yıldır elimizden geldiği kadar Roboski için adalet mücadelesi yürütüyoruz.

Roboski’de bir çok şeye şahit olduk, bunlardan ilki her türlü saldırıya karşı yılmadan Roboski için adalet mücadelesi yürüten Roboski aileleri ki kadınlar, annelerimiz bu apansız mücadelenin dinamo gücü olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim.İkincisi ise kendi acıları içerisinde kaybolmayarak,kendisinden sonra gelişen tüm katliam mağdurları ile birlikte ellerinden geldiğince ortak mücadele çabalarıydı.
Yine bu dört yıl boyunca şahit olduğumuz şeylerden üçüncüsü ise devletin Roboski katliamının aydınlatılması için verilen mücadeleyi her yolu kullanarak tecrit etmeye çalışmasıydı.Devlet bu yolda gerektiğinde konuşur gibi yaptı,çözer gibi davrandı, rüşvet vermeyi denedi,olmadı mı askeri ile,polisi ile,hukuk yolu ile aileleri sindirmeye,korkutmaya çalıştı.

Bizlerin dört yıllık,ailelerimizin beş yıllık mücadele deneyimlerinin ortak kanısı yaşadığımız bu hunharca katliamın faili devletti.Bu yüzden vereceğimiz mücadelenin hiçte kolay olmadığını biliyorduk.Her şeye rağmen tüm demokratik teamüllerin sınırını zorlayarak faili belli olan yaşadığımız katliamın sanıklarını yargı önüne taşımak için insanüstü bir gayret gösterdik. Mücadelemizin etkisi ulusal ve uluslararası kamuoyunda belli izler bıraksa da,Yukarı da bahsettiğim nedenlerden ötürü Türkiye’de hukuksal anlamda bir adım dahi yol alamadık.

Biz elbette tüm bunları hesap ederek yola çıktık, devletin kendisine bağlı tüm mekanizmaları harekete geçirmek süreti ile Roboski için yürüttüğümüz adalet mücadelesini boğmaya çalışacağını biliyorduk . İlk oluşturulan TBMM Uludere alt komisyonundan tutunda Anayasa mahkemesine kadar bu hep böyle oldu. Annelerimiz yaslarını tutabilsin,çocukları mezarlarında rahat uyulabilsin diye biz Roboski İçin Adalet mücadelesi yürütenler de ant verdik ki, Roboski’ye adalet gelinceye kadar mücadele yürüteceğiz.

Bu vesile ile Roboski katliamından başlayarak, ailelerin AİHM’e başvuru sürecini içine alan kısa kronoloji sizlere bir kere daha hatırlatmak istiyorum:

28.Aralık 2011
DEVLET GÖZ GÖRE GÖRE SİVİLLERİ KATLETTİ

19.17 suları: Zaho’dan gelen araçlardan mazot, şeker, pirinç ve çay almak için öğleden sonra saat 15.00-16.00 gibi Gülyazı ve Ortasu köylerinden hareket eden 17’si 18 yaşın altında olmak üzere 38 köylü , iki grup halinde ilerleyerek Türkiye’ye geri dönmeye başladı
Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı askerler tarafından 19.28 – 20.21 arası kafilenin 5-6 kilometre önüne 5 aydınlatma ve 7 tahrip mermisi atıldı.
21.03: Yolun kapatıldığı yönünde bilgi alan iki grup halindeki kafile, sınıra yakın bir noktada durup bekleme kararı aldı.
21.40 ve 21.43: Diyarbakır’dan kalkan Türk Silahlı Kuvvetlerine ait 2 F-16 uçağı ilk grubun bulunduğu noktaya iki bomba attı.
22.02: İlk gruptan ayrılıp kuzeye doğru ilerleyenlerin üzerine üçüncü bomba atıldı .
22.24: İkinci gruba dördüncü bomba atıldı

KÖYLÜLER 112 ACİL SERVİSİNİ ARADI

Katliam bölgesine giden köylüler 112’yi arayarak ambulans istedi. Ancak, ambulanslar yol ağzında bekletilmiş, olay yerlerine hiçbir kurtarma birimi gönderilmemiştir. Katliam yerinde tespit edilen 8 yaralıdan 7 kişi yakınlarının sırtında taşınırken yolda hayatını kaybetti.

29 Aralık 2011
GENELKURMAY BAŞKANLIGI AÇIKLAMA YAPTI
11.45 Genelkurmay Başkanlığı bir açıklama yapmış ve “Bölgenin teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer olması ve geceleyin hududumuza doğru bir hareketin tespit edilmesi üzerine hava kuvvetleri uçakları ile ateş altına alınması gerektiği değerlendirilmiş ve saat 21.37-22.24 arasında hedef ateş altına alınmıştır” dedi.
Ancak bu açıklama sonrasında ana akım medya Roboski sınırında yaşanan katliam üzerine haber geçmeye başladı.

29 Aralık 2011
ULUDERE CUMHURIYET BAŞSAVCILIĞINCA SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Uludere Sulh Ceza Mahkemesi’nce 2 Ocak 2012 tarihinde dosyada kısıtlama kararı verilmiş, 18 Ocak 2011 tarihinde ise Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma yapma yetkisinin Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı’nda olduğunu belirtip soruşturma evrakının gönderilmesini istemiş ve Uludere Cumhuriyet Başsavcılığı’nca görevsizlik kararı verilerek dosya Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na gönderildi.

Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı, 11 Haziran 2013 tarihinde, yani tam 18 ay sonra hiç kimse hakkında dava açmadan “Taksirle ölüme neden olmak” ve “görevi kötüye kullanmak” suçlarına atıfta bulunup “Eylemi gerçekleştirilenlerin asker kişi olmaları” ile “Eylemlerin bir hizmet kapsamında işlenmiş olması” nı gerekçe göstererek görevsizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’na gönderdi.

3 Ocak 2012
DOSYA ASKERİ SAVCILIĞA GÖNDERİLDİ

Diyarbakır’da bulunan 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı, 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı’ndan soruşturma açmasını istedi

2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı, soruşturmanın 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı adli alanı içine girdiğini belirterek, 3 Nisan 2012 tarihinde yetkisizlik kararı verip dosyayı 2. Ordu Komutanlığı’na gönderdi. 2. Ordu Komutanlığı 29 Mayıs 2012 tarihinde söz konusu katliamda hava harekatı kararının Genelkurmay Başkanlığı tarafından verildiğini belirtip yetkisizlik kararı verdikten sonra , dosyayı Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’na gönderdi .
3 Ocak 2012
MÜFETTİŞLER GÖREVLENDİRİLDİ

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından konunun araştırılması için müfettişler görevlendirildi .
Roboski katliamı için görevlendirilen müfettişler 28.2.2012 tarihinde araştırma raporunu sundu . Raporda, soruşturma açılması gerektiği saptanmış olmakla birlikte, sorumlular hakkında hiçbir idari bir soruşturma açılmadı.

11 Ocak 2012

TBMM İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU BÜNYESİNDE ULUDERE ALT KOMİSYONU KURULDU

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde Uludere Alt Komisyonu kuruldu.

Komisyon üyeleri 16 Şubat 2012’de katliam öncesinde çekilen Heron görüntülerini izledi ve “Görüntüler çok net. Göz göre göre ölmüşler” dedi. Komisyon raporu 27 Mart 2013 tarihinde kabul edildi. Komisyon raporunda “bu olayla ilgili yapılan araştırma ve incelemelerde olayın kasten yapıldığına yönelik olarak herhangi bir delil elde edilemediği” sonucuna ulaştı; Komisyon üyesi muhalefet partisi milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü(BDP) ve Levent Gök(CHP) rapora muhalefet şerhi koydu.

11 haziran 2013
SİVİL SAVCI GÖREVSİZLİK KARARI VERDİ

11 Haziran 2013 Soruşturmayı 1,5 yıldır yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, “taksirle ölme sebebiyet vermekten dolayı” Roboski katliamıyla ilgili soruşturma dosyası hakkında görevsizlik kararı verdi ve dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderdi
Böylece Roboski katliam dosyası sivil yargıdan alınarak askeri yargıya taşındı.

20 Haziran 2013
AİLELER BU KARARA İTİRAZ ETTİ

Roboskili ailelerin avukatları, 20 Haziran günü Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmada görevsizlik kararı vermesine ve dosyayı askeri savcılığa yollamasına itiraz etti.Görevsizlik kararına ilişkin 10 sayfalık itiraz dilekçesinde, savcılığın bu kararının hukuksuz ve insan haklarına aykırı olduğu belirtilerek, kararın kaldırılması talebinde bulunuldu. Avukatlar, soruşturmadaki gizlilik kararının da kaldırılmasını istedi.

Roboskili ailelerın İtirazı kabul edilmedi.

6 Ocak 2014
GENELKURMAY BAŞKANLIĞI SAVCILIĞI ‘KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI’ KARARI VERDİ

Diyarbakır 2. Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Savcılığı ve 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın yetkisizlik, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da görevsizlik kararı vererek dosyayı gönderdiği Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı, şüpheli 5 TSK personeli hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdi .

Askeri savcılığının kararına itiraz edilmiş, itirazı değerlendiren Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi 11 Haziran 2014 tarihinde “ayrıntılı ve etkin soruşturma” yapıldığı gerekçesiyle ve oyçokluğuyla itirazı reddetti . Oy çokluğu ile verilen karara muhalif kalan üye Oğuz Pürtaş, toplanan delillerin kamu davasını açmayı gerektirecek nitelik ve yeterlilikte olduğunu değerlendirerek davanın açılması gerektiğini belirtti.

18 temmuz 2014
ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURU YAPILDI

Hava Kuvvetleri Komutanlığı Mahkemesi’nin kararı üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvuruldu.

Yaklaşık bir buçuk sene sonra Anayasa Mahkemesi, bazı vekaletnamelerinin zamanında sunulmadığı, bu gecikmeye ilişkin başvurucular vekili tarafından kendisi hakkında sunulan sağlık raporunda belirtilen rahatsızlığın mazeret olarak kabul edilebilecek ağır bir rahatsızlık olmadığı sonucuna ulaşarak evrak eksikliği nedeniyle başvuruyu 24.02.2016 tarihinde oyçokluğu ile reddetti
Karara muhalif üye Osman Ali feyyaz Paksüt, “Otuzdört Türk vatandaşının kamu gücü tarafından yanarak ve parçalanarak ölümüne sebebiyet verildiği başvuru konusu olayda 34 kez yaşam hakkı ihlali ve buna bağlı insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele iddialarının son ulusal inceleme yeri Anayasa Mahkemesi olacaktır.
Bu nedenle bu konuda işin esasının önemine binaen şekil şartlarının azami derecede esnek yorumlanmasının hakkaniyete daha uygun düşeceği, başvurucular avukatının nesnel koşullardan da kaynaklanmış olabilecek süre aşımının, getirdiği rapor olumlu değerlendirilerek geçerli mazeretten kaynaklandığının kabulü ile işin kabul edilebilirlik ve esas incelemesine geçilmesi gerekirdir” demiştir.

24 Şubat 2016
ANAYASA MAHKEMESİ’DE ROBOSKİ DOSYASINA RET KARARI VERDİ

KATLİAM CEZASIZ KALDI

2 yıl 7 ay süren soruşturma sonucunda hiç kimse yargı önünde hesap vermemiş, idari soruşturmalar yoluyla da kimse hakkında ceza uygulanmamıştır; Anayasa Mahkemesi tarafından ‘eksik evrak ‘ gerekçesi verilen red kararı ile birlikte 34 kişinin katledilmesi 4,5 yıl sonra kapatıldı.

22 Ağustos 2016
ROBOSKİLİ AİLELER AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE BAŞVURU YAPTI.

Roboskili aileler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Başvurdu. Katliam da hayatını kaybeden 34 kişinin 281 yakını, başvuru dilekçelerini AHİM’e sunuldu.

barisicinaktivite@gmail.com